TEK TİP BESLENME DİYETLERİ ÇÖZÜM DEĞİL!

TEK TİP BESLENME DİYETLERİ ÇÖZÜM DEĞİL!

Medyada oldukça sık reklamı yapılan tek tip beslenme diyetlerinin, sağlığınızı ciddi boyutlarda tehdit edebileceğini biliyor musunuz?
Araştırmalar tek tip besin veya besin değerine dayalı diyetlerin sakıncalı olduğunu ortaya çıkardı. Tüm dünyada olduğu gibi toplumumuzda da yerleşik bir değer haline gelen “ince olan güzeldir” anlayışı kadınları kaynağı belli olmayan farklı formüllerle inceleme yarışına itiyor. Sonuç olarak kısa zamanda kesin çözüm verdiğine inanılan diyetlerden çok aranan ve tercih edilen formüller oluyor. Medyanın gündemine oturan bu diyetlerin hangi rahatsızlıklara davet çıkardığına birlikte bakalım.

HANGİ DİYET NEYE YOL AÇIYOR?

MONTİGNAC DİYETİ:
Karbonhidrat içeren besinlerin birbirinden ayrı alınması esasına dayanan bu diyet , mide ve bağırsak sistemini bozuyor, ülsere yol açabiliyor. Ayrıca sinir sisteminde tahribat yapabiliyor.

SALATA, MEYVE VE HAŞLANMIŞ PATATES DİYETLERİ:
Vücudun çok az miktarda kalori ve besin ögesi almasına yol açıyor. mide yanması ağrısı ve kazınması şikayeti olanların bu tür diyetlerden uzak durması gerekiyor.

KAN GRUBU DİYETLERİ:
Kişileri besinden uzaklaştırarak yetersiz ve dengesiz beslenmeye yöneltiyor. Örneğin; bu diyet tipinde herhangi bir kan grubu mensubunun kesinlikle süt ürünleri alması söyleniyor. Ancak kişinin ilk tanıdığı gıdanın anne sütü olduğu ve süt ürünlerinin çok yararlı besin değeri olduğu düşünüldüğünde, bunun tam anlamıyla zararlı bir öğüt olduğunu söyleyebiliriz.

İSVEÇ DİYETİ:
Vitamin ve mineral bakımından son derece yetersiz kolesterol bakımından zengin bir diyet olduğu için kalp hastalığı ve diyabet açısından ciddi risk taşıyor. Bu diyetle vücut kendini az yemeye adapte ediyor ve bazal metabolizma hızı yavaşlıyor.

DR. ATKİNS DİYETİ:
Yağlı maddeler ile protein tamamen serbest olduğu bu diyetle şekerli tüm besinler yasaklanıyor. Dolayısıyla kalp hastalığına davetiye çıkarıyor. Kanda seker düşüklüğüne ve eksikliğine yol açıyor. Alman diyeti çalışan kız diyeti patates diyeti soğan çorbası diyeti diye uzayıp giden adlarla anılan ve bir sağlık tuzağı haline gelen diyet listelerinden kaçınmak ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmek sağlığınız açısından önemli.

DUKAN DİYETİ:
Yüksek protein düşük karbonhidrat içeren beslenme tipidir. Yani aşırı hayvansal protein alımına bağlı bir diyettir. Tek yönlü beslenme bir süre vücutta denge sağlayabilir. Ama uzun vadede değil yüksek protein içeren diyetler yüksek fosfor hem doymuş yağ yani zararlı yağlar içerir. bunların vücutta yarattığı en önemli sıkıntılardan biri, böbrek üzerinde oluşan geçici yada kalıcı geri dönüşümsüz hasarlardır. Yine doymuş yağ tüketimine bağlı olarak kalp-damar sağlığı üzerinde etkileri olabilir.

KARATAY DİYETİ:
Son yıllarda ortaya çıkan bu zayıflama yönteminde protein içeriği yüksektir karbonhidrat ise yok denecek kadar azaltılmıştır. daha önceki protein diyetlerinin bir başka versiyonu olmakla beraber farkı diğerlerinde az miktarda karbonhidrata izin verilmesine rağmen bu yöntemdeki kuralın daha katı olmasıdır. Dolayısıyla yüksek proteinli diyetlerde oluşabilen kalp-damar sağlığı böbrekler ve karaciğer üzerindeki olumsuz etkiler bu diyet için de geçerlidir.
“TEK TİP DİYETLERİN FATURASI AĞIR. UZUN SÜRE DEVAM EDİLDİĞİNDE BU TÜR DİYETLER ASTEOPOROZ, SAFRA TAŞLARI, BÖBREK HASTALIKLARI, KALP HASTALIKLARI, KANSIZLIK, DİKKAT AZALMASI, UYUŞUKLUK, SAÇ DÖKÜLMESİ, YORGUNLUK BULANTI VE KUSMA GİBİ CİDDİ SAĞLIK PROBLEMLERİNE NEDEN OLMAKLA VE VUCUDUN ÇALIŞMA HIZINI DÜŞÜRMEKTEDİR.”

ÇÖZÜM; Kişiye Özel Dengeli Beslenme
Tüm bu inanılan hatalı eksik ve zararlı diyet tiplerinin karşısına sağlıklı ve dengeli beslenmeyi koymak gerekir. Dengeli beslenme; her gıda unsurundan eşit miktarda ve yeterli seviyede tüketmek anlamına gelir. Yani günlük olarak protein yağ ve karbonhidratın hepsinden ölçülü miktarda almayı ve fiziksel aktiviteyi artırmayı gerektirir. Zayıflama programı kişiye özeldir. Onun yaşam tarzına vücut tipine ve metabolizma ihtiyaçlarına uygun hazırlanmalıdır. Kişi bunu yaşam tarzı haline getirmez yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanmaz ise alınan sonuç sadece kısa süreli olacaktır ve kişi “ben başaramıyorum” duygusuyla umutsuzluğa kapılacaktır.